anaresim
Test-Dr.Com  e-Avukatınız
e-BURO.

EKIBIMIZ

TESTLER

GUNCEL

ILETISIM

YORUM

YORUM FELSEFESI

Hukuksal yorum dendiğinde klasik anlamda sözlerin, sözcüklerin ve tümcelerin içerdiği belirsizlikten kaynaklanan anlam uyuş- mazlıkları ve örtüşmezlikleri anlaşılır.
Davanın görüldüğü mahkemelerde duruşmalar sırasında iletişim sözlerle yapılır ve geçmiş sonsuz zamanın oluşturduğu belki milyonlarca ayrıntı içeren bir yaşam episodu sözlerle hakimin önünde canlandırılır. Bu canlandırma esnasında kastedilen ile an- laşılan, insan doğasının gereği, bire bir örtüşmezler.
Yine hakimin dayanağı olan yasalar da sözlerle ifade edilen nesnelerdir ve yaşamda olası tüm ayrıntıları kapsamayışları dışında söz konusu olan duruma uygulandıklarında tam anlamıyla ne anlaşılmalıdır sorusunun tek bir yanıtı olmaz.
Gerçekte hukuksal yorum klasik bu sözler belirsizliği ve var olan tümcelerin özel duruma ne şekilde uygulanabileceklerinin dı- şında bir dizi başka bakış açısından da ele alınması gereken bir oluşturumdur. En dar anlamda suç ve ceza kapsamında düşü- nüldüğünde bile "Suçlu kimdir" , "Ceza nedir" sorularına evrensel bir yanıt oluşturulması kolay değildir.


Yukarıdaki şekilde istençli bir denge değiştitimi ölayı şematize edilmektedir. Bir kişi veya grup, bir dizi tam ölarak ölçülemez etki altında var ölan dengeyi değiştirmeye yönelik bir karar öluşturmuşlar ve kararı uygulayarak dengeyi değiştirmişlerdir.
Kararın alınmasında etkin ölan bir dizi ölçülemez etken vardır. Bu etkenlerin etkisi altında bir istenç öluşmuştur. Bir de edim gerçekleşmiştir. Eylemden yapanın sorumlu tutulması tam analamıyla ayrıntılarına vakıf ölmadığımız "istenç (irade)" sözcüğünün fizik karşılığıyla örantılı ölmalıdır.
Bugünkü fizik anlayışımıza ise deteminizm hakimdir ve bu anlayış her ölayın bir başka fizik nedeni, her tepkinin bir etkisi vardır sözcükleriyle ifade edilebilir. Bu da döğal ölarak cezalandırılması gereken suçluyu zaman içerisinde ezele kadar kaydırır. Bizi de ceza verme ediminden uzaklaştırır.
Nedim bir şiirinde tasvir ettiği güzelik tahrik edici edimlerinin nedenini "önu da tahrik eden bad-ı sabadır neylesin" diyerek açıklar. Bad-ı saba gibi döğal ve bilincsiz ölduğunu düşündüğümüz tahrik ediciler dışında bilinçli tahrik edicilerle de çevrelenmiş ölabiliriz. Hatta bilincsiz ölduğunu gözlemlediğimiz bad-ı saba vb. dahi bir bilincin dilemesi sönucu örtaya çıkmış ölabilir.
Ancak tahrik nereden kaynaklı olursa olsun bize ait nelerden etkilendğini tam anlamıyla bilmediğimiz bir karar verme ve uygulama mekanizmasının da varlığını algılarız. Bunun yanında yaşamak istediğimiz sürece beraber yaşamak zorunda olduğumuzun ve beraber yaşamak istediğimizde de bu yaşamı yaşanmaz hale getirecek edimlerden uzak tutmamızın gerekliliğini görürüz. Bu bizi suçlunun suç işleyiş nedenleri üzerinde aşırı ölçüde odaklanmaktan uzak tutar.
Bu durumda algılanabilir nesnelerden oluşan nesnel dünyada suç olarak tanımlanan bir eylemi gerçekleştirenin bu eylemden sorumlu tutulması ve karşılığında ceza görmesi gerçekte çok kısıtlı anlamda bu tür eylemleri bastırma, sayısını azaltma mekanizması olarak düşünülebilir.
Suç, yani toplumsal huzuru bozan eylem tanımlanmıştır ve huzurun sürdürülmesi açısından hiç akla bile gelmemesinde büyük yarar vardır. Ancak suç fiili olarak işlenmeden de potansiyel suçlular yaratıp cezalandırma yapamayız. Arada bir noktada bir denge noktası bulmak zorundayız. Böylece Nasrettin Hoca fıkrasında "testiyi kırmadan tokat yeme işi" biraz doz düşüklüğüyle ortalarda bir yerde çok daha doğru olan "testiyi kırmadan" uyarılma ve ihtar alma olayına dönüşür.Bu şekilde toplum içerisindeki rahatsızlıklar giderilmiş olurlar ve toplumun huzur içerisinde gelişmesinin önü açılmış olur.

DİN(LER) İLİNTİSİ

Bizim algılayamadığımız şeyler yokturlar mantığı insan tarafından yıllar önce bırakılmıştır; dün algılanamayan bir dizi nesnenin bugün dolaylı da olsa algılanabildiği bilinmektedir. Şematik resimde perde arkasında verilen "Dünya Dışı Güçler" bloğunu ise malesef henüz tam anlamyla aydınlatabilmiş değiliz.
Bilimsel kesinlik ortada olmadığı için şüphe edenler olabilir ama düşündüğümüzde insan yaratılmış bir varlığa benzemekte ve kutsal kitaplar da insanın yaratıcısından kaynaklıya benzemektedirler. "Bir avuç toprağa bunca kıyl-ü kaal; neye gerek ey kerim-i zül celal" şekliyle Yunus Emre tarafından en güzel şekilde sorulan bu işlemin tam bilinemeyen amacı hakkında tam bilgi kutsal kitaplarda da yoktur. Kuran içerisinde bir ayette göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin bir oyun bir eğlence olsun diye yarartılmadıkları söylenmektedir ama amaç hakkında etraflı bir bilgi verilmemiştir.
Bilinenler şu şekilde ifade edilebilirler:
1. İnsan kendi yaratıcısından kaynaklı bir ruh ve topraktan yaratılmış bir bedenin karışımıdır. Ruh ve bedenin zirve noktası olan beyni aracılığıyla etin ve kemiğin isteklerini denetim altına almak ve bir şerefli yaratılmış, bir Yaratıcı halifesi olarak Dünya üzerinde Yaratıcı'nın evrende yaptığı güzel şeyleri yapmağa çalışmakla yükümlüdür.
2. Kendisine düşünme ve etine-kemiğine hakim olma gücü verilmiştir, yaptıklarından sorumludur. Hem Dünya hem de ahirette yaptıklarının karşılığı verilecektir. Bugün değişik nedenlerle verilmeyenler ve verilemeyenler yarın verilecektir çünkü Yaratıcı adildir.
3. Her insan eşit haklara sahiptir, en üstün insan Yaratıcısını ve onun hikmetlerini, ona olan borçlarını en iyi anlayarak ondan sakınan ve ona en iyi kulluk edendir.
4. İnsan bir sınamadadır ve bu sınama içerisinde bilmemesi gereken bilgiler vardır; sınav bilgi sınavı değil kişilik sınavıdır. Güzel şeyler yapmaya çalışırken Yaratıcı'sının hikmetlerini de anlayışla kabullenmeli ve bir gün O'nun önünde bu sır perdesinin kaldırılacağını algılamalıdır.
Temel bilimler ve tıbbın bugüne değin ruh ve iradeyi açıklayamamış olması nedeniyle bilimsel anlayışla bu anlayış arasındaki en önemli fark insanın sorumlu olduğudur. Hukuk etik ve etik de din kaynaklı olduğu için bu anlayış tarih boyu zaten hukukta eğemen olmuştur. Doğru bir hukuk yorumu yapılması istenildiğinde "dinler tarihi"ni bilmenin yararı vardır.

DİĞER İLİNTİLER

Suçun psiko sosyal nedenleri olduğu gibi genetik nedenleri de vardır. Belli bir genetiği miras olarak devralmış olan bir kişi bu genetiği istenciyle edinmemiş olduğu için bir anlamda, en azından, suçu tek başına yüklenmek durumunda olmayabilir. Bu onu yukarıda aktarılan hususlar nedeniyle ceza almaktan tamamen kurtarmaz ancak bir hafifletici neden olarak değerlendirilebilir.
Hukuksal yorum hukuk tarihini bilmeyi gerektirir. Tarih bize suç algılamasının psiko sosyo ekonomik yönleri üzerinde çok şey öğretir. Bu da yorumcuya hafifletici sebepler bulma ve onları kullanma konusunda bir dizi ilham verir.
Hukuk yalnızca suç ve karşılığı olan ceza ile ilgilenen bir konu değildir. Bireyin en doğal hakları olan yaşama, sağlıkla yaşama, çalışma vb. haklarının sağlanabildiği bir ortam için düzenlemler getirir. Bu yorumcuyu kimya, biyoloji tıp vb. bilimlerde belli ölçüde bilgi sahibi olmaya iter.
Hukukun teknikle iyice kaynaşması gereken konular ile de ilgisi vardır. Patent başvurusu vb. bu kapsamdadırlar.
Sonuç olarak şu söylenebilir ki çağdaş hukuk yorumu hukukçunun yalnız başına altından zorlukla çıkabileceği bir ekip işidir. Test-dr.com bu konuda yardımcınız olacaktır.


YORUM PRATİĞİ ve ANALİZ


Hukukun felsefi yönüyle, akademik ilgisi olanlar dışında, olsa olsa yasama organı veya bu organın danışmanları ilgilenirler. Mahkemeler yasama organı değil yasa uygulama organlarıdır.
Günde 20 davaya bakan bir mahkemede dava başına ortalama 15 dakika düşer, felsefeye pek zaman kalmaz. Mahkeme- lerde işler pratik yürürler.
Yorum hazırlamanın pratiği aşağıdaki şekilde verilmiştir.



Bu şema "dava yönetimi" sayfamızda ayrıntı ile açıklanmaktadır.

Copyright © HER HAKKI SAKLIDIR. ISMAIL GERMAN Kullanım Usulü | Özellik Politikası
Free Online Tax Prep
for 1040ez users
axispayroll.com
need a blocked
drains walsall
call
for drain cleaning
drain is blocked
stafford drains
best prices
Submit your website
Gain SEO freedirecto
rysubmit.com
Silver Jewelry
beads/ components
uniquely handcrafted
Trang tin tuc
chuyen la, tin
nhanh, tin moi